Arifiye Belediyesi
Ak Masa

Arifiye'de Çanakkale Şehitleri Anıldı…

FacebookTwitterGoogle bookmark

canakkale prgArifiye Müftülüğünce düzenlenen programda, Çanakkale Şehitleri anıldı…



Arifiye Müftülünce düzenlenen ve Arifiye Müftüsü Mehmet Türkoğlu ev sahipliğinde gerçekleşen seminere, Diyanet İşleri Uzmanı Mustafa Soykök konuşmacı olarak katıldı.

Seminer programına; Arifiye Kaymakamı Adem Yazıcı, Arifiye Belediye Başkanı İsmail Karakullukçu, Arifiye Belediye Başkan Yardımcısı Adnan Akbaş, çeşitli kurum ve kuruluşların yöneticileri, birim müdürleri, müftülük personeli, cami imamları, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

Program, tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başladı. Daha sonra, Aziz Şehitlerimizin ruhuna Kur'an-ı Kerim okundu.

Programın açılış konuşmasını yapan Arifiye Müftüsü Mehmet Türkoğlu;"Emperyalist devletler birleştiler. Bundan 103 yıl önce, 15 Şubat 1915'te 62 muharip gemi ile, Çanakkale Boğazına geldiler.Ertuğrul tabyaları ve Orhaneli tabyalarını, bu gemilerle topa tuttular. O tabyalarda görevli Mehmetçik, canını feda ederek, şehadete yürüyerek canla başla direnerek, düşmana geçit vermedi. İstiklal Marşı yazarımız Mehmet Akif Ersoy, Mehmetçiğimizin içinde bulunduğu durumu Çanakkale şiirinde şöyle anlatıyor; "Ölüm indirmede Gökler, Ölü püskürmede yer, O ne müthiş bir tipidir ki savrulur enkaaz-ı beşer. Kafa, gövde, el ayak, bacak, savrulur tepelere, sıtlara, vadilere sağanak sağanak." Mehmetçiğimizin nasıl bir sıcak çatışma içinde mücadele ettiğini, vücudunun her zerresinin, dağlar, taşlar, vadiler üzerine dağıldığını anlatıyor. Evet kardeşlerim, 9 Ocak 1916'ya kadar yapılan deniz ve kara savaşlarında Seyit Onbaşının ve Nusret Mayın Gemisinin Boğaz'a döktüğü mayınlarla düşman gemileri batırılıyor, düşman geri çekiliyor. Sonra, Gelibolu yarımadasından karaya çıkıyorlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün komutasında ve 250 Bin Mehmetçiğimiz orada canını feda ediyor. Ama, vatanına düşmanın ayağını değdirmiyor. İşte bu vatan bize, Çanakkale'de 250 Bin, diğer cephelerde milyonlarca şehidimizden bize emanettir. Ben, sözü fazla uzatmadan Gazi Mustafa Kemal Atatürk vew silah arkadaşları ile Aziz Şehitlerimizi şükranla, minnetle yad ediyor, Diyanet İşleri Başkanlığı Uzman konuşmacımız Mustafa Soykök hocamıza bırakıyor, hepinize programımıza katıldığınız için teşekkür ediyorum." dedi.

Mustafa Soykök ise konuşmasında Çanakkale Deniz Savaşını ve verilen büyük mücadeleyi, Türk Askerinin mertliğini, örnekleriyle anlattı. "Metrekareye 6 Bin merminin isabet ettiği, mermilerin bile havada çarpıştığı o çetin savaşlarda, karşılıklı siperlerin 8 metreye kadar düştüğünü, yaralanan Anzak askerlerinin Mehmetçik tarafından bazen kendi siperlerine taşındığını, bazen bizim siperlerimize taşınarak tedavi edildiğini anlattı. Bir doktorumuz yıllar sonra 1970'li yıllarda Amerika'ya yüksek öğrenime gider. Hastanede staj yapmaktadır. Önceleri ameliyatlara sokmazlar, acil serviste, kan alma v.b işleri yaptırırlar. Bir gün acil serviste bir kanser hastasına rastlar. Hasta, kanserdir. Kan vermek için kolunu sıvar ve kolunda ay yıldızlı bayrağımızı görür. Adı John Müller'dir. Amca bu dövmeyi neden yaptırdın? Diye sorar. Adam; "şimdi çok rahatsızım, birkaç güne iyileşir, sana anlatırım" der.  Bizim doktor, hastayı bulur ve sorar. Amca o Benim bayrağım. Ben Türküm. Anlat, bu benim için çok önemli deyince, Adam anlatmaya başlar."Ben, Çanakkale'de savaşan Anzak askerlerinden biriyim. Adım John Müller. Çanakkale'de sizin dedelerinizin mertçe, kahramanca, destansı savaşını gördüm, şahit oldum. Teknolojik ve donanım olarak o kadar üstündük ki, birkaç gün içinde savaşı kazanacağımızı zannediyorduk. Ancak biz saldırdıkça, Türkler her defasında bizi geri püskürtüyor, bir türlü geçit vermiyordu. Savaşın en çetin ve şiddetli anları. Ben hücuma kalktığımız sırada yaralandım. İki siper arasındaydım. Makineli tüfekler ölüm kusuyor, mermiler vızıldıyordu. Bir Türk askeri siperinden çıktı, beni aldı. Kendi siperlerine götürdü. Öldürecekler diye bekliyorum, Oda ne? Beni tedavi ediyor, yaralarımı sarıyorlar. Kendileri yiyecek bir lokma ekmeğe muhtaçken, kendi ekmeklerini benimle bölüşüyorlar. Derken savaş bitti. Beni saldılar Avustralya'ya geri döndüm. Ancak, Türkleri asla unutamadım. Bu, Asil insanlara olan minnet borcumu nasıl öderim diye düşünürken, aklıma bu geldi. Bu yüzden uğruna seve seve şehit olduğunuz Al bayrağınızı, koluma dövme yaptırdım. Bir ömür boyu da taşıdım. Diyor. Daha sonra iyi birer dost oluyorlar. Son günlerinde John Müller, Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oluyor ve  Anzaklı Ömer adını alıyor. Birkaç gün sonra da vefat ediyor.

Evet sevgili dostlar, bir de bu günün savaşlarına bakın. Bu gün insanlık sırf çocukları öldürmek için kokulu, kimyasal bombalar üretiyor. Düşmanı hiç görmeden, füzeler, roketler, kimyasal bombalarla insanlar öldürülüyor. İşte; "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" sözü bunu ne güzel anlatıyor…"

Programın sonunda Arifiye Müftüsü Mehmet Türkoğlu bu güzel sunumu için  Mehmet Soykök'e teşekkür ederek kendisine bir tablo hediye etti.


Yorum ekle

Yorumların tüm sorumlulukları yorum yapan kişilerin kendilerine aittir. Yorumlardan hiçbir şekilde Arifiye Belediyesi sorumlu tutulamaz.


Güvenlik kodu
Yenile

Hava Durumu

°F°C
Arifiye
Error! Unable to Find Specified Location!
Telif Hakkı © 2019 ..:: T.C. Arifiye Belediyesi Resmi Web Sitesi ::... Tüm Hakları Saklıdır.

Adres: Arifbey Mah. Atatürk Cad. No:247 54580 Arifiye / SAKARYA Tel: 0264 2291010 Fax: 0264 2291012 E-Posta: bilgi @ arifiye.bel.tr
Bu web sitesi en iyi Microsoft Internet Explorer (v7.0 ve üzeri), Mozilla Firefox (v3.0 ve üzeri), Google Chrome (v7.0 ve üzeri) tarayıcılarıyla görüntülenir.